Hizmetler
• Gecikmiş Dil ve Konuşma Bozuklukları
• Artikülasyon (sesletim) Bozuklukları
• Fonolojik (sesbilgisel) Bozukluklar
• Kekemelik ve Diğer Akıcılık Sorunları
• Ses Bozuklukları
• Edinilmiş Dil Bozuklukları (Afazi)
• Yutma Bozuklukları
• Yapısal Nedenli Konuşma Bozuklukları
• Motor Konuşma Bozuklukları
• İşitme Sorununa Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları
• Alternatif ve Destekleyici iletişim Sistemlerinin Seçimi ve Uygulanması
• Kognitif /Nöropsikolojik Değerlendirme ve Kognitif Terapi
• Dil ve Konuşma Bozukluklarını Önleme Yolları İle İlgili Topluma ve Bireylere Yönelik Danışmanlık Hizmetleri
Gecikmiş Dil ve Konuşma Bozuklukları
Çocuğun konuşması yaşından beklenenden çok geri ya da konuşma gelişimi açısından beklenenden yavaşsa, o çocuğun konuşması gecikmiş konuşma olarak adlandırılır. Gelişim dönemlerine göre çocuğun 12-18 ay arasında, ilk kelimeleri, 24. aydan itibaren cümle düzeyinde konuşması beklenir. Konuşma, öğrenmenin yanında olgunlaşmayı da içerir. Örneğin, 24. ayda ünlü seslerin tamamının, 4.yılda da ünsüz seslerin tamamının çıkması gerekir. Dil gelişiminde kavramsal boyut önemlidir.
Nedenleri arasında prematüre doğum, kromozom anamolileri, motor gelişim geriliği, işitme kayıpları, genetik bozukluklar, ailede gecikmiş dil öyküsü, zeka geriliği, kranyofasiyal anomaliler, Yarık dudak damak vs...), otizm, çevresel koşullar (uyaranların az olması, anne-babanın tutum hataları gibi) sayılmaktadır.
Artikülasyon (sesletim) Bozukluklar
Artikülasyon, konuşmada yer alan çeşitli organların düzenli ve birbiri ardına belli bir dizgeye uyarak gerçekleştirdiği hareketler aracılığıyla konuşma sesi birimlerinin şekillendirilmesidir. Türkçe’de artikülasyon sözcüğü yerine “sesletim” yanı sıra bazen aynı anlama gelen “eklemleme” terimleri de kullanılır. Ağız boşluğunda yer alan yumuşak damak, küçük dil, dil, dişler, dudaklar, çene seslerin şekillenmesini sağlayarak artikülasyonu oluşturmada görev alır. Özellikle dilin ağız içindeki konumu, ses yolunun değişik derecelerde kapanması vb. özelliklere göre ünlüler ve ünsüzler çıkartılır.
Artikülasyon konuşma seslerinin üretiminin motor hareketlerini içerir. Artikülasyon sorunları, çocuğun belirli sesleri üretmekte güçlük çekmesi veya sesleri yanlış üretmesidir. Artikülasyon bozukluğunda birey konuştuğu dile ait bazı sesleri uygun şekilde sesletemez; bu da konuşmanın başkaları tarafından anlaşılmasını etkiler. Örneğin /arı/ yerine [ayı], /kapı/ yerine [tapı] demesi gibi. Artikülasyon problemleri konuşmanın şekillendiği artikülatör bölgelerdeki anatomik-fizyolojik yetersizliklere (dudak damak yarıklıkları) bağlı olarak gelişebildiği gibi her hangi bir yetersizlik olmaksızın yanlış öğrenmelere bağlı olarak da görülebilir. Ayrıca işitme bozukluğu, nörolojik durumlar, zeka engeli ya da psikolojik sorunlar, artikülasyon bozukluğuna eşlik edebilir.
Artikülasyon bozukluğunda; tek tek seslerin üretiminde sorunlar görülür. (ör: /r/ yerine /y/, /ş/ yerine /s/, /k/ yerine /t/ söylemek gibi). Söylenmesinde yanlışlıkların en sık yapıldığı sesler yaşla düzelmesi beklenen seslerdir. Bunlar; (l,r,s,z,ş,j,c,ç) sesleridir. Artikülasyon bozukluğunda çocukların konuşmasındaki hatalar tutarlıdır. Bir sesi yanlış üretiyorsa bu sesi her üretiminde aynı hatayla üretir.
Artikülasyon ve fonolojik bozukluğu olan çocukların tedavisinde dil ve konuşma terapisti tarafından yapılacak test ve değerlendirmelerle çocuğun sesletemediği konuşma sesleri tespit edilir ve probleme yönelik uygun terapi programı geliştirir.
Fonolojik (sesbilgisel) Bozukluklar
Fonoloji, bir dilde kullanılan konuşma sesleri ve bu seslerin birleştirilmesiyle ilgili kuralları içerir. Bir dildeki en küçük ses birimlerine “fonem” adı verilir ve fonemler bir dilde anlam değişmesine neden olan en küçük birimlerdir. Örneğin “bak” sözcüğünde /b/, /a/ ve /k/ olmak üzere 3 adet fonem bulunmaktadır.
Fonolojik gelişim ise yetişkin fonolojik konuşma özelliklerini edinme anlamına gelmektedir. Fonolojik gelişim açısından çocuklar arasında belirgin bireysel farklılıklar bulunmaktadır. Fonolojik bozukluğu olan çocuklarda çeşitli konuşma seslerinin yer değiştirilmesi, düşürülmesi, sözcük öbeklerinin karışması ya da hatalı kullanımı görülmektedir. (ör: /ayakkabı/ yerine /aypkarı/, /kitap/ yerine /kipat/ /kamyon/ yerine /kaymon/ demek gibi). Aynı zamanda, heceler ve sözcükler içindeki seslerin sıralanma ve seçilme hatalarını da içerir. Bu probleme sahip çocukların konuşmasındaki hatalar tutarsızlık gösterebilir bir kelimede bir sesi üretirken bir başka kelimede aynı sesi yanlış üretebilir. Bu nedenle fonolojik bozukluğu olan çocukların konuşmasının anlaşılması son derece güçtür.
Fonolojik bozukluğu artikülasyon bozukluğundan ayıran en öneli fark: artikülasyon bozukluğunda çocukların yanlış ürettikleri sesler ses dağarcığında olmazken fonolojik bozukluğu olan çocuklarda sesler ses dağarcığında bulunur ancak çocuk hedef sesin yerine farklı bir ses seçer ve bunu kullanır.
Artikülasyon ve fonolojik bozukluğu olan çocukların tedavisinde dil ve konuşma terapisti tarafından yapılacak test ve değerlendirmelerle çocuğun sesletemediği konuşma sesleri tespit edilir ve probleme yönelik uygun terapi programı geliştirir.
Kekemelik ve Diğer Akıcılık Sorunları
Ses, hece, sözcük tekrarları ve uzatmaları, duraklamalar, konuşmaya başlamada zorluk gibi belirtilerle konuşmanın akıcılığı ve ritminde meydana gelen bozukluklar “kekemelik” olarak tanımlanır. Kekemelik konuşmanın akışını bozan ve bireyler arası iletişimi etkileyen bir problemdir. Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse; konuşmanın doğal akışının bir biçimde kesintiye uğramasıdır. Bireyin istemsiz olarak sesleri uzatması, kimi sesleri üretirken zorluk çekmesi, bir sesi heceyi, ya da sözcüğü tekrarlaması biçiminde görülebilir. Kekemelik insanın iç yapısını, özgüvenini, hayata bakışını, kendisine saygısını ve diğer insanlarla etkileşimini etkileyen çok önemli bir olaydır.
Kekemelik genellikle 2-6 yaş arasında ortaya çıkar, en çok 3-5 yaş arasında fark edilmeye başlar. Bu dönem çocukların dil gelişiminde çok hızlı bir gelişme olmaktadır. Ancak, çocuğun dilbilgisel gelişimi ile üretim kapasitesi aynı değildir. Çocuk farklı yapıda pek çok cümleyi nasıl kurabileceğini “biliyor” olabilir ancak, bu bilgiyi kullanabilmesi farklı seviyelerde bir takım becerileri içermektedir. Bilgi ve beceri arasındaki bu ayrım, kekemelik için önemli bir durumdur çünkü, ileri düzeydeki dilsel bilgi çocuğun motor becerilerini baskılayabilir. Dolayısıyla, bu yaş grubundaki hemen bütün çocukların konuşmaları sırasında aynı sözcükleri ya da cümleleri art arda tekrarladıklarına, nefeslerini söylemek istedikleri cümlenin uzunluğuyla eşgüdümlü olarak kullanamadıklarına ve uygun olmayan yerlerde duraklamalar yaptıklarına tanık oluruz. Çoğu zaman bu konuşma biçimi “gelişimsel kekemelik” ya da “normal akıcısızlık” olarak adlandırılır.
Dil ve konuşma gelişimi sırasında her 100 çocuktan 4’ ünde erken dönem kekemelik belirtisi görülmektedir. Bu % 4’lük dilime giren çocukların %75’i yani 3’ü bu sorunu kendiliğinden aştığı görülür. Her 100 çocuktan 1’inde bu sorun kalıcı olur. Kekemeliğin genel nüfusa oranının %1 civarında olduğu söylenebilir. Kekemeliğin görülme sıklığı erkeklerde kızlara oranla daha çoktur.
Kekemeliğin nedenlerine ilişkin birçok görüş bulunmaktadır. Ancak kekemeliğin nedenleri hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir.
Kekemelik bazen kendiliğinden düzelebilir bazen de uygun tedavilerle kontrol altına alınabilir. Tedavide temel amaç kekemeliği kontrol altına alarak akıcı konuşmayı sağlamaktır. Kekemelik, birçok durumda kişi için daha az sorun yaratıcı hale getirilebilir. Kekemelik tedavilerinde izlenen sıra değerlendirme, fark ettirme, değiştirme (terapi) ve genelleştirmedir. Kekemelik terapi programı erken dönem ve yetişkinler için olmak üzere iki grupta yapılmaktadır.
Ses Bozuklukları
Fonksiyonel Ses Bozuklukları
- Mutasyonel Falsetto
- Konversiyonel Afoni
- Spazmodik Disfoni
Organik Ses Bozuklukları
Nodül
Polip
Kist
Reinke ödemi
Granülom
Sulkus Vokalis
Ses Teli Felci
Fonksiyonel Ses Bozuklukları (DİSFONİLER)
Fonksiyonel ses bozuklukları (disfoni) anatomik açıdan normal olan ses tellerinin yanlış ve kötü kullanımı sonrası ortaya çıkan ses bozukluklarıdır.
Fonksiyonel ses bozukluğu (disfoni) uzun sürdüğünde ve yanlış kullanım devam ettiğinde fonksiyonel disfonin nodül, polip, ödem gibi organik lezyonlara dönüştüğü bilinmektedir. Fonksiyonel disfoni tek başına iletişimi etkileyeceği gibi yanlış kullanımım devam etmesi ve uzun dönemde bu ses kullanımına alışılması ile kalıcı bir problem haline dönüşebilmekte ve iletişimi etkileyen bir sorun olmaktadır.
Yakınmalar: Ses kısıklığı, nefesli ses
Tedavi: Olguların çoğunda, ses ve konuşma terapisi ile hatalı ses kullanma alışkanlıklarının ortadan kaldırılması ve doğru tekniğin öğretilmesi.
Mutasyonel Falsetto
Erkek çocukların sesi çocukluktan erişkinliğe geçişte kalınlaşır. Mutasyonel falsetto (püberfoni) Ergenlik döneminde bazı kişilerin seslerinin kalınlaşmayıp ince kalması sonucu oluşan bir ses bozukluğudur. Gırtlağın yapısında ve işleyişinde bir sorun yoktur. Fakat kişi ergenlik döneminde gerçekleşen hormonal değişikliğe bağlı olarak kalınlaşan bu ses rengini garipser, kalınlaşan yeni sesten hoşlanmaz ve eski sesini değiştirmek istemez. Ancak daha sonra bu sesin yaşına ve cinsiyetine uygun olmadığını fark edince (yada çevresindeki kişilerin yadırgaması soncunda fark edince) bir şeylerin yolunda gitmediği analar ve bu sesi değiştirmek ister ancak kendi kendine bunu başaramaz. Ses terapisi ile bu sorun bir seansta giderilir.
Yakınmalar: Sesin yaş ve cinsiyete uygun çıkmamsı, ince çıkması.
Tedavi: Tedavilerinde ses terapisi esastır. Çoğu hasta bir - iki seanslık eğitim ile yaşlarının gerektirdiği ses tonuna kavuşurlar
Konversiyonel Afoni
Bu bozuklukta kişinin ses tellerinin yapısında ve işleyişinde, nörolojik sisteminde hiçbir sorun bulunmamasına karşın, konuşurken ses tellerini titreşime sokamaması sebebiyle ses üretmez ve fısıltı şeklinde bir esile konuştuğu gözlenir. Doğal sesleri çıkartırken (örneğin öksürme, gülme, ağlama) ses telleri görevini yaparak ses çıkarma işlevini yerine getirirken, isteğe bağlı bir işlem olan konuşma sırasında ses çıkarma işlemi gerçekleştiremez. Kişiler çoğunlukla bunun farkında değildir. Çok çabalamalarına rağmen konuşurken ses üretemediklerinden şikayet ederler. Bu durum çoğunlukla yaşanılan bir stres yada psikolojik bir travma sonrasında ortaya çıkar.
Yakınmalar: Sesin hiç çıkmaması veya aşırı kısık çıkması
Tedavi: Olguların çoğunda bir yada iki seanslık ses ve konuşma terpisi ile seslerine kavuşurlar.
Spazmodik Disfoni
Spazmodik Disfoni nörolojik bir hastalıktır. Ses tellerini hareket ettiren küçük kaslarda spazm oluşması sonucunda meydana gelen ses ve konuşma bozukluğudur.
Yakınmalar: Sesin aşırı kısık ve boğuk çıkması konuşma sırasında seste kesintilerin yaşanması, konuşma sırasında zorlanma, gerginlik.
Tedavi: Günümüzde kabul edilen en geçerli yöntem botulinum toksin enjeksiyonu uygulamasıdır. Ayrıca ses terapiside belirli olgularda etkili sonuçlar vermektedir.
Nodül
Nodüller ses telleri üzerindeki küçük kitlelerdir. Bazen tek taraflı bazen de simterik iki taraflı olabilir. Simetrik nodüllere şarkıcı nodülü ya da öpüşen nodüller adı da verilmektedir. Çoğunlukla vokal kordların (ses tellerinin) birbirlerine en fazla temas ettikleri ve titreşimin yoğunlaştığı noktalar olan 1/3 ön 2/3 arka birleşim noktasında bulunurlar.
Vokal kord nodülleri genellikle yanlış ses kullanımına (ses suistimali) bağlı olarak ortaya çıkar. Profesyonel ses kullanıcılarında (ses sanatçısı, aktör-aktrist, öğretmen, politikacı vb. mesleklerde) özellikle de bayanlarda daha sık görülürler. İlk aşamada yüzeyel dokunun esneyerek deformasyonu ile başlar zaman içinde aşırı kullanım miktarı ve tarzı oluşum bölgesindeki kılcal damarların genişlemesine dolayısıyla kızarıklığa neden olur. Zaman içerisinde tekrarlayan mikro travmalar doku içinde sertleşmeye neden olur. Travma dönemlerinde yumuşak pembe şiş kitleler olarak görülürler, ancak tahrişin devam etmesiyle birlikte doku deforme olmaya ve zaman içerisinde sertleşmeye başlar (fibrozis). Nodüllerin temas ettiği bölgeler dışında ses telinde kapanma tam olmaması temelde kullanım sorununun bir parçasıdır ve nodüllerin oluşumunda esas rolü oynamaktadır.
Yakınma:Ses kısıklığı, yorulma, çatallanma, boğukluk hissi.
Tedavi: Olguların çoğunda, ses ve konuşma terapisi ile hatalı ses kullanma alışkanlıklarının ortadan kaldırılması ve doğru tekniğin öğretilmesi ile nodüller zamanla geriler. Uzun süre tedavi edilmemiş ve ses terapisinden sonuç alınmayan sert nodüllerde cerrahi tedavi uygulanır.
Polip
Nodüllerle benzerlik gösterirler. İkisi de sesin suistimaline bağlı olarak ortaya çıkar. Polipler de nodüller gibi 1/3 ön, 2/3 arka birleşim bölgesinde yerleşir. Nodülden daha büyüktür. Nodüller zamana yaygın olarak oluşabilmesine karşın polipler genellikle bir akut travma sonrası oluşmaktadır. En yaygın olarak “ödemsel” olarak görülür. Nodüllerde sonra en çok görülen hiper fonksiyon hastalığıdır.
Polibin görünüşü yarı şeffaf, jöle gibidir. Beraberinde kanama varsa biraz daha kırmızı kan dolu damarlı gibi görülebilir. Yumuşak olduğu için karşı taraftaki dokuya pek zarar vermez. Nodüldeki gibi karşı tarafı etkilemez. Araya girip ses telinin açılıp kapanmasını, mukozal dalgayı etkiler.
Yakınmalar: Kısık, boğuk, nefesli, sert ses, seste kalınlaşma, yorulma. Diplofoni görülebilir (polip ayrı titreşebilir). Nodüldekine benzer şikayetleri vardır. Ağrı, yorulunca sesin çıkmaması, ek olarak boğazda takılma duygusu.
Tedavi: Genellikle cerrahi tedavi uygulanır. Minik geniş tabanlı poliplerde ses tedavisi uygulanabilir. Ameliyat sonrası kullanım tarzının değişmesi ve problemin bir kez daha tekrarlamaması için ses terapisi şarttır. Mide asidinin tahribatını önleyecek önlemler alınmalıdır.
Kist
Çoğu kez nodülün yerleşim yerinde oluşurlar. Genellikle sesin kötü kullanımına bağlı olarak gelişirler. Genellikle tek taraflı olarak görülürler. Ama karşı ses telinde temas sonucunda diğer ses telinde reaktif bir kitle oluşturabilirler.
Yakınmalar: Ses kısıklığı, yorulma, çatallanma, boğukluk hissi.
Tedavi: Tedavilerinde ses terapisi ve cerrahi müdahale uygulanmaktadır. Ses terapisi tek başına yeterli değildir ancak terapi tanının koyulmasına yardımcı olur. Terapi sırasında lezyon kaybolursa bu bir kist değildir eğer kaybolmuyorsa problem bir kisttir ve cerrahi müdahale uygulanmalıdır. Ameliyat sonrası ses terapisi şarttır.
Reinke Ödemi
Ses tellerinin aşırı şişmesi ve sesin kalınlaşması ile oluşan bir problemdir. Ses telleri arasındaki boşluğa jöle tarzında sıvı dolmasıdır. Ses telleri balon gibi şişer. Hatta bazen ses telleri hava yolunu kapatacak kadar şişebilir. Reinke ödemi 40 yaş üstü kadınlarda daha sık görülür. Bu problemin olduğu kadınlar telefonda konuşurken sesleri erkek sesi olara algılanabilir. Daha çok sigara ve içki gibi iriitanlar yüzünden oluşur. Kalınlaşan ses tellerini fonasyona zorlamak ikincil bir suistimal getirebilir. Çoğu zaman ödem çift taraflı olur ama tek taraflı da görülebilir.
Yakınmalar: Titreşim zorlaşır, ses tellerinin esnekliği azalır. Hasta ses çıkarmak için çok güç harcamaktan şikayet eder. Şişliğin fazla olduğu durumlarda ses tellerinin açılıp kapanması da zorlaşacaktır. Çok düşük frekanslı, nefesli, boğuk ses vardır.
Tedavi: Genellikle cerrahi tedavi uygulanır. Ameliyat sonrası ses terapisi uygulanmalıdır.
Granülom
Granülom Ses tellerinin arka kısmında oluşan bir kitledir. Erkeklerde, genellikle orta yaşlarda daha sık görülür
Oluşum şekline bağlı olarak 3 tip granülom görülmektedir. Bunlar;
Mide asidinin yemek borusundan yukarı geri çıkması( reflü) sonucu gırtlağı tahriş etmesi sonucu oluşan granülom.
Yanlış ses kullanımı ve kronik vokal travmaya bağlı olarak görülmektedir
Ses telleri bölgesinde yapılan bir ameliyattan sonra ameliyatta yerleştirilen tübün yol açtığı granülomlardır. Buna entübasyon granülomuda denir.
Yakınmalar: Ses kısıklığı
Tedavi: Ses ve konuşma terapisidir. Ses terapisine cevap vermeyen olgularda cerrahi müdahale yapılır.
Sulcus Vocalis
Sulcus kelime anlamı olarak yarık, oluk anlamına gelmektedir. Bu problem ses telleri boyunca epitel doku üstünde bir yarık-oluk oluşmasına bağlı gelişen bir bozukluktur. Sulcus yüzeyel yada derin olabilir yüzeyel sulcuslar ses kalitesini çok bozmazken derin sulkuslar ses kalitesini olumsuz etkilerler. Doğuştan yada edinilmiş olabilir. Ses tellerinin titreşimini bozabileceğinden ses kısıklığına neden olabilirler.
Yakınmalar: İnce ve zayıf bir ses görülür ses çabuk yorulur ses kalitesi bozuktur.
Tedavi: Tedavilerinde ses terapisi uygulanır. Terapinin yeterli olmadığı durumlarda cerrahi müdahale uygulanır.
Ses Teli Felci
Baş , boyun, omuz bölgesinde gerçekleştirilen bir ameliyattan sonra yada bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ses tellerini besleyen sinirlerin zayıf çalışması veya çalışamamasına bağlı gelişen ses bozukluğudur. Çoğunlukla tek bir ses telinin etkilenmesi sonucu ses telleri kapanamaz ve düzgün bir ses üretemez. Ses üretimi zorlu, ses kalitesi oldukça bozuk ve nefeslidir bazen yutma güçlükleri de beraberinde görülebilir. Çoğunlukla problem ses tellerini kapatamam problemi şeklinde görülür ancak nadiren de olsa ses tellerinin açılmasında etkilenebilir bu durum da nefes almak güçleşir. Eğer nefes almayı etkileyen bir durum varsa öncelikle hava yolunu açmak için cerrahi müdahale gerekebilir.
Yakınmalar: Ses çıkarmada güçlük, aşırı nefesli ve boğuk bir ses görülür. Kişiler ses çıkarırken çabuk yorulurlar. Bazı olgularda sıvılar içerken soluk borusuna kaçışlar görülür.
Tedavi: Kapanma kurslarına bağlı ses teli paralizlerinde genellikle cerrahi tedavi uygulanmaktayken son zamanlarda kliniğimizce geliştirilen biofeedback kontrollü perde taşıma tekniği ve singing terapi teknikleriyle oldukça olumlu sonuçlar elde edilmekte ve ameliyata gerek kalmadan sorun giderilmektedir. Bunların dışında ses teli paralizlerine yönelik olarak botox enjeksiyonu da son günlerde kullanılan tedavi yöntemlerindendir
Edinilmiş Dil Bozuklukları ( Afazi )
Afazi, önceden konuşması normal olan kişilerde geçirilmiş beyin hasarına bağlı olarak ortaya çıkan edinilmiş bir dil bozukluğudur. Beyindeki konuşma merkezlerinde meydana gelen hasar sonucunda konuşma, konuşulanı anlama, adlandırma, tekrarlama, okuma veya yazma gibi becerilerin kısmen ya da tamamen kaybolur. Beyin damar hastalıkları, beyin kanamaları, beyin tümörleri, kafa travması, enfeksiyon hastalıkları vb. nedenlerle oluşur. Ayrıca bellek ve dikkat bozuklukları da eşlik edebilir. Afazi sonrası kişinin planlama, basit etkinlikleri yerine getirme, problem çözme ve karar verme becerileri de etkilenebilir. Afazisi olan kişi bir işe nereden ve nasıl başlayacağını belirlemekte, o işi yerine getirmek için gerekli basamakları oluşturmakta güçlük yaşayabilir. Afazileri başlıca “akıcı” ve “tutuk” olmak üzere iki temel gruba ayrılır. Afazi türlerine göre işitsel anlama, konuşma, adlandırma, tekrarlama, okuma ve yazma becerileri farklı düzeylerde etkilenmiştir..
Motor Konuşma Bozuklukları
DiZARTİRİ
Dizartri, konuşma kaslarının güç ve kontrolüyle ilgili sorunların yaşandığı bir motor konuşma sorunudur. Değişik sinir ve kas hastalıklarına bağlı olarak konuşma organlarında (gırtlak, dudaklar, dil, damak ve çene) açığa çıkan güçsüzlük ya da koordinasyon bozukluğu sonucunda ortaya çıkar. Dizartri solunum, fonasyon (ses üretimi), artikülasyon, rezonans ve prosodi gibi tüm konuşma bileşenlerini etkileyebilir. Dizartrik konuşma nefesli, birbiri içine geçmiş, genizsi, bozuk ritimli, ses şiddetinin kontrolsüz ya da sesin sert olması şeklinde kendini gösterebilir. Çocuklarda bunun hem edinsel hem de doğumsal (konjenital) birçok nedeni vardır. Dizartriler beyne ya da konuşma organlarına ait doğumsal anomalilere bağlı olabileceği gibi doğum öncesi hasarlara bağlı olarak da ortaya çıkar. Ayrıca beyin felci, kafa yaralanmaları, tümörler, beyin cerrahisi girişimleri veya sitotoksik ilaç kullanımı sonrası görülebilir. Dizartri türleri flasid, spastik, ataksik, hipokinetik, hiperkinetik, tek taraflı üst motor nöron dizartrisi ve karma (mikst) dizartrilerdir. Her birinde farklı konuşma özellikleri gözlenir.
APRAKSİ
Apraksi, motor becerileri etkileyecek herhangi bir güçsüzlük olmadan, beceri gerektiren hareketlerin yapılamamasıdır. Apraksi, her biri farklı bir yetinin yapılamamasını tanımlayan çeşitli adlarla anılır. Bunlardan bazıları; konuşma apraksisi, bukkofasiyal apraksi, idyomotor apraksi, ideasyonal apraksi, limb apraksi (uzuvlara–genellikle el kullanımına ilişkin), oral apraksi’ dir.
Konuşma Apraksisi
Konuşma seslerinin üretilmesinde gerekli olan sinir ve kas düzeninin yeterli olmasına, konuşmayı sağlayan organlarda bir zayıflık ya da felç durumu olmamasına rağmen konuşma için gerekli seslerin istemli olarak üretilmesindeki güçlüktür. Apraksili kişiler konuşma için gerekli ağız, dil vb. gibi organların hareketlerinin konuşulan dile uygun olarak seçilmesi, planlanması, organize edilmesi ve başlatılması alanlarından birinde ya da birkaçında sorun yaşayabilirler. Bu güçlük ses, hece, sözcük ya da cümle seviyesinde olabilir. Daha uzun ve karmaşık sözcükler kısa ve basit olanlara göre daha zor söylenebilir.
Konuşma apraksisi edinilmiş ve gelişimsel konuşma apraksisi olarak ikiye ayrılır. Edinilmiş konuşma apraksisi her yaştaki insanı etkileyebilir. Genellikle yetişkinlerde gözlenir. Beynin konuşma ile ilgili bölümlerinin hasarlanması nedeniyle var olan konuşma yetilerinde kayıp ya da yetersizlik şeklinde çıkar. Beyindeki hasar, inme/felç, beyin travması, tümör veya beyni etkileyen bir başka hastalıktan kaynaklanabilir. Gelişimsel konuşma apraksisi genellikle çocuklarda ortaya çıkar ve doğumdan itibaren gelişir.
Oral Apraksi
Oral apraksi çocuğun sözlü olmayan hareketlere istemli kontrol sağlamada zorluk çekmesi olarak tanımlanır. İstemli hareket güçlüğü çocuğun veya yetişkinin kendilerinden istenen sözlü veya sözlü olmayan hareketi oldukça bilinçli olarak deneme zamanında ortaya çıkan zorluk olarak açıklanabilir. Örneğin, çocuk kendisinden istendiğinde dilini çıkarmada veya sokmada zorlanabilir.
Alternatif Destekleyici İletişim Sistemlerinin Seçimi ve Uygulanması
Yutma Bozuklukları
Yutma bozukluğu tıp dilinde disfaji olarak bilinir. Bu durum, yiyeceğin ağız boşluğundan mideye geçişinde gecikme, engellenme ve yanlış bir yol izleyerek nefes borusuna kaçması şeklinde ortaya çıkar. Yutma bozukluğu her yaş grubundan hastada ve sinirsel (nörojenik), mekanik, psikolojik nedenler ve kas hastalıklarına (myojenik) bağlı olarak oluşabilir.
Yutma sorununun nedenini anlamak ve buna uygun terapi yöntemlerini belirlemek açısından MBYÇ (Modifiye Baryum Yutma Çalışması veya diğer adıyla Videofloroskopi) ya da FEES (Fiberoptik Endoskopik Yutma Değerlendirmesi) gibi ileri tetkikler uygulanır..
Yapısal Nedenli Konuşma Bozuklukları
Dudak damak yarıklığı, doğuştan olan bir çeşit ağız ve yüz şekil bozukluğudur. Çocuk doğar doğmaz fark edilir. İkisi bir arada veya ayrı olarak görülebilir. Dudak ve damak yarıkları toplumda yaklaşık 1/700 oranında konjenital (doğuştan) olarak görülen ve en sık rastlanan baş-yüz (kranyofasyal) anomalisidir. Dudak yarıkları hamileliğin 4. haftasında, damak yarıkları ise hamileliğin 4-8. haftaları arasında dudak ve/veya damak dokularının orta hattaki birleşmesinin duraksaması ile oluşmaktadır.
Dudak yarıklığının konuşma gelişimi ve özellikleri üzerinde ciddi bir etkisi olmazken damak yarıklığı dil ve konuşma sorunlarına neden olabilir. Yarık damaklı çocuklar, anormal bir ses üretme mekanizmasıyla doğmuş çoğunlukla diğer gelişimleri normal olan ve dil yetisine sahip olan çocuklardır. Ancak konuşma üretimini sağlayacak mekanizmaları yetersizdir. Bu yetersizlik, bazı vakalarda ameliyat sonrasında da devam etmektedir. Bu tabloya orta kulak iltihabı, işitme kaybı ve diş sorunları da eklendiğinde yarık damaklı çocuklar dil ve konuşma gelişimi açısından ciddi bir risk altında bulunmaktadırlar.
Yarık damaklı çocukların dil ve konuşma gelişimi açısından sahip oldukları risk düşünülerek erken dönemden itibaren bir dil ve konuşma terapistinin danışmanlığıyla yapılacak çalışmaların yanı sıra uygun tedavile
Zihin Engeline Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları
İşitme Sorununa Bağlı Dil ve Konuşma Bozuklukları
Kognitif / Nöropsikolojik Değerlendirme ve Kognitif Terapi
Dil ve Konuşma Bozukluklarını Önleme Yolları İle Topluma ve Bireylere Yönelik Danışmanlık Hizmetleri


