Otizmde Konuşma Terapisine Ne Zaman Başlanmalı

Otizm, sosyal becerilerde ve iletişimde problemlere neden olan bir gelişimsel bozukluktur. Hafif ya da şiddetli olabilir. Her birey için farklı bir nitelik gösterir. Otizm aynı zamanda Otizm Spektrum Bozuklukları olarak da bilinir (ASHA, 2008).


Otizmde karşılaşılan sorunlardan en önemlisi otizmli bireyin sosyal iletişimidir. Sosyal iletişimi en etkili gerçekleştirmenin yolu sözel ve sözel olmayan biçimleriyle dili kullanmaktan geçer. Dili başkalarını anlamak ve kendimizi anlatmak için kullanırken dilin ses sistemi, dilbilgisi sistemini bilmemiz gerektiği kadar, dili nerde, ne zaman, kime, nasıl kullanacağımızı belirleyen sosyal boyutunu da öğrenmemiz önemlidir. O halde, dil-konuşmanın, sosyal etkileşime girmenin de en temel unsuru olduğu göz önüne alındığında dil ve konuşma terapisinin önemi ve gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle de, ileri ülkelerde dil ve konuşma terapistleri ayırıcı tanı sonrasında da eğitim müdahalelerine yönelik bireyselleştirilmiş program geliştirme ve uygulama ekibinde yer almakta ve gerek terapi/öğretim yaparak gerekse danışmanlık hizmetleri vererek ilgili öğretmenler, aileler ve uzmanlar ile işbirliği içinde çalışmaktadır (ASHA, 2006). Otizmli çocuklara verilen dil ve konuşma terapisi özel eğitimle birlikte götürüldüğünde çocuğun bu sorunlarına etkili bir şekilde müdahale edilebilmektedir.

Çocuğu tanı alan ailelerin başvurduğu öncelikli alan konuşma terapistleridir. Bunun sebebi ise, spektrumun en belirgin özelliğinin iletişimde, dili anlama ve kullanmada yaşanan güçlüklerdir.

Gözden kaçırılan önemli bir nokta ise, konuşmanın belli becerilerin edinilmesinden sonra oluştuğu ve bu beceriler dahilinde anlam kazandığıdır. İşte bu sebeplerden dolayı konuşma terapisine başlamadan önce çocuğun kazanması gereken belli başlı beceriler vardır, bunlar kazandırılmadan yapılacak terapinin çocuğa bir faydası olmadığı kanıtlanmıştır.

Konuşmayı oluşturan tüm bu yapılar hiyerarşik ve kendi içinde sistematiktir. Anlamlı ve pragmatik bir konuşma tüm bu yapıların düzgün bir şekilde kullanılması sonucu elde edilir. Bu bilgilere bakılarak, otizmli bir bireyin konuşma terapisine başlamadan önce edinmesi gereken becerileri sayacak olursak:

1.     Göz Kontağı

Çocuğun terapist ile etkili bir şekilde çalışması için onu izleyebiliyor, göz kontağı kurabiliyor olması gereklidir. Göz kontağı sağlamak ve sürdürmek iletişim kurmak için gereklidir.

2.     Dikkat:

Çocuğun terapi süresince çalışmalara dikkatli bir şekilde katılabilecek seviyede olması gereklidir; çünkü konuşma terapisi izleyerek yapılan spesifik bir terapi yöntemidir.

3.     Taklit:

Çocukların taklit yolu ile öğrenir. Bu özellik onların konuşma ve dil gelişimi için de geçerlidir. Beden dilini mimik ve jestleri taklit etmek; hayvan seslerini, çevresel sesleri taklit yolu ile çıkarmak öğrenmenin basamaklarından biridir.

        4.     Komutlara/ Yönergelere Uyma

Alıcı dil becerileri gelişmeden ifade edici dil becerilerini gelişmesi beklenemez. Konuşmanın olabilmesi için söylenenleri anlayabilmek ve yerine getirebilmek gerekir.

        5. Sıra Alma   

Konuşma, karşılıklı olarak yapılan ve bunu yaparken de sıra alma / bekleme gerektiren bir süreç olduğu için çocuğun sıra alma/ bekleme becerisine sahip olması gerekmektedir.

        6.   Dinleme Egzersizleri

Çocuk dinlemeyi öğrenmeden konuşmaya geçmez. İşitsel deneyimi arttıkça seslere karşı  alıcı dili de o ölçüde gelişir.

        7.   Konuşmayı Anlama Yeteneği

Başkalarının konuşmalarını anlamaları, sözcükler ile objeler ya da olaylar arasında bağlantı kurmaları şeklinde açıklanabilir. Elma sözcüğünü söyleyecek yaşta olmayan bir çocuk, masanın üzerine elma ile kaşığı yan yana koyduğunuzda ‘’elmayı ver’’ denildiğinde elmayı verebilir.  Sözcük ile obje arasındaki bağlantıyı kurması konuşmayı anlama becerisinin geliştiğini gösterir. 

8.   Nesne Sürekliliği

            Nesne sürekliliği çocuğun dil gelişimi açısından çok önemlidir. Çünkü çocuk kelime ve sembollerin objeler için kullanıldığını anlamadan önce kafasında o objenin sürekli var olduğu ve değişmediği fikrine sahip olmalıdır.

Otizmli çocuklarda konuşma terapisine ne zaman başlanmalı  sorusuna yanıt vermeye çalışırken bu konuda  yapılan araştırmalar, otizm grubundaki çocukların yardım almaya en kısa zamanda başlamaları gerektiğini desteklemektedir. Yapılan bir araştırmada 3 yaşında terapiye başlayan çocukların, 5 yaşında başlayan çocuklardan önemli derecede daha iyi gelişim sağladıkları görülmüştür. Diğer bir çalışmada ise 3 yaşından da önce başlayan terapilerin daha da önemli gelişmelere yol açtığı görülmüştür. Bundan dolayı ailelerin spesifik bir tanı konmasını beklemeden, sosyal ve iletişimsel eksiklikleri ve ilk semptomları dikkate alarak en erken zamanda yardım almaya başlamaları önemlidir. Ancak Otizmli çocuklarda konuşma terapisine ne zaman başlanmalı sorusuna yanıt verirken atlanmaması gereken bir diğer konuda ülke koşullarıdır. Ülkemizde bu konuda eğitim almış konuşma terapistlerinin sayısın yetersiz oluşu, bazen ailenin bütçesindeki limit gibi konuları da göz önüne aldığımızda yapılacak konuşma terapilerinin verimli olabilmesi, çocuğun konuşma terapisinden en etkili şekilde faydalanabilmesi için  yukarıda verilen bilgiler çerçevesinde azami gerekli 3 ön koşulun olması beklenebilir. Bunlar;

1. Göz kontağı kurma

2. Komutlara / yönergelere uyma

3. Motor Taklit

            Bu ön koşullar olmadan konuşma terapisine başlamak bir kayıp yaratmamaktadır ancak konuşma terapisti de bu becerilere çalışmadan diğer becerilere geçemeyeceği için bu becerileri kendi kazandırmaya çalışacaktır. Bu da seanslardan beklenen verimi olumsuz yönde etkileyecektir. Özel eğitim ile kazandırılan komut alma, komutlara uyma ve dikkat, göz kontağı, sıra alma ve motor taklit becerisinin gelişiminden sonra konuşma terapisine başlanması çocukların  konuşma terapisi seanslarının verimini arttıracak  ve konuşma terapisinden etkin şekilde yararlanmasına yardımcı olacaktır.

Serkan Bengisu

Uzm. Dil ve Konuşma Terapisti